4 Mayıs 2012 Cuma

ABD internet tekelini bırakmak istemiyor

ABD, internetin yönetim ve kontrolünü sağlayan alan adlarında tekelinin kırılmaması için elinden geleni yapıyor.

TBMM Bilişim ve İnternet Araştırma Komisyonu'na sunum yapan Türkiye Bilişim Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Turhan Menteş, internet üzerindeki ABD kontrolünü ve siber savaşlar ile savaş senaryolarını anlattı.
Menteş, internetin yönetim ve kontrolünü sağlayan domainlerde (alan adı) ABD tekelinin sürdüğünü ve BM'nin bu tekelin kırılması için uluslararası bir denetim kurulu oluşması önerisine ABD'nin ısrarla karşı çıktığını söyledi.
Menteş, ''Birleşmiş Milletler buraya müdahil olmak istedi ancak bu mümkün olmadı'' dedi.
''Siber savaşlar'' konusunda, devletlerin ICAAN tekelini de göz önüne almakla birlikte, birtakım tedbirleri almaya başladıklarını belirten Menteş, Türkiye'nin de bu konuya ağırlık vermesi gerektiğini söyledi. Menteş, ''Başka ülkelerle savaş durumunda önce o ülkenin internet şebekesi çökertiliyor. Çok ciddi örgütlenmiş devlet güçleri var. Biz de kendi savunma sistemimizi oluşturmamız gerekir'' diye konuştu.

ICAAN tekeli
İnternetin yönetimi ve alan adlarının tahsisinde tek söz sahibi olan ABD'nin ICANN (Internet corporation for assigned names and numbers) adlı kuruluşu, bu alanda tam bir tekel durumunda.
Kurulduğu 1998'den beri ABD Ticaret Bakanlığı'na bağlı Telekomünikasyon ve Bilişim İdaresi'nin gözetiminde faaliyet yürüten ve kar amacı gütmeyen, ancak ABD ulusal güvenlik politikaları çerçevesinde örgütlenen ICAAN, internette tüm dünyayı kapsayan kararlar alabildiği gibi, bu kararları bütün ülkelere uygulatma yetkisine de sahip bulunuyor.
Haber Detay

Astronotlar Mars yolunda domates biber yetiştirecekler

2 yıl sürmesi planlanan Mars yolculuğunda astronotlar, uzay mekiğindeki özel serada yiyeceklerini yetiştirecek.

Dünyanın üçüncü, Avrupa'nın en büyük uzay araştırma merkezi EADS Astrium, Türk Hava Yolları'nın (THY), Almanya'da 10. uçuş noktası Bremen'e seferlere başlaması dolayısıyla kenti ziyaret eden Türk gazetecilere kapılarını açtı.
Almanya'nın yanı sıra Fransa, İngiltere, İspanya ve Hollanda'da üretim ve araştırma tesisleri bulunan EADS Astrium'un proje müdürü Max Lange, gazetecilere tesisi gezdirdi, çalışmaları hakkında bilgi verdi ve soruları cevapladı.
Astrim'un 5 ülkede 18 bin çalışanı bulunduğunu belirten Lange, Bremen'de füzelerin fırlatma parçalarının üretildiğini, Avrupa'nın tüm uzay mekiklerinin akaryakıt tanklarının yapıldığını anlattı.
Türk gazeteciler daha sonra uzaya gidip gelen ve eğitim amaçlı kullanılması için NASA'dan kiralanan uzay mekiğini de gezdi.

Domates, biber yetiştirecekler

Avrupa'nın en büyük uzay araştırma merkezi EADS Astrium, 2 yıl sürmesi planlanan Mars yolculuğunda astronotların uzay mekiğinde özel oluşturulan sera ortamında yiyeceklerini üretebilmeleri için proje yürütüyor.
EADS Astrium Proje Müdürü Max Lange, ''Mars'a astronotlarla uzay uçuşları için çalışmalara odaklandık. Mars'a gidiş 2 sene sürüyor. Bu süre içinde astronotların yiyeceklerini yetiştirebilmeleri için uzay araçlarında sebze üretme denemeleri yapıyoruz'' dedi.
Lange, ''İyi sonuçlar almaya başladık. Başarılı olursak astronotlar domates, biber gibi sebzeleri yol boyunca üretebilecek'' diye konuştu.
Haber Detay

Şizofreni tedavisinde en etkili yöntem ilaç!

Şizofreni tedavisinde, hastalığın nüksü bakımından en etkili yöntemin ilaç olduğu bildirildi.

Sonuçları Lancet dergisinde yayımlanan araştırmada, 1959 ile 2011 yılları arasında 65 araştırma kapsamında 6000'den fazla hastaya ait veriler değerlendirildi.
Araştırmaya göre, ilaç tedavisi gören şizofreni hastalarının sadece yüzde 27'si bir yıl içerisinde yeniden ağır bir hastalık devresine giriyor. Placebo verilen hastalarda ise bu oran yüzde 64.
İlaç tedavisi verilenlerin hastaneye yatırılma ihtimali de düşüyor. İlaç tedavisi gören hastaların yüzde 10'u yatarak tedavi edilmek zorunda kalırken, psikoterapi gibi diğer yöntemlerin uygulandığı hastalarda bu oran yüzde 26.
Araştırmaya göre, ilaç tedavisinin dozu azaltarak veya aniden kesilmesi de büyük bir fark yaratmıyor.
Haber Detay

Safiye Ayla ve Zeki Müren yıllar sonra sahnede!

ABD ve Japonya'da düzenlenen holografik konserlerde, yıllar önce ölen sanatçılar sahneye çıkıyor.

Safiye Ayla
Türk organizatörler imkân olursa Zeki Müren ve Safiye Ayla'ya konser verdirmek istiyor. Düşünün ki 16 yıl önce vefat eden Zeki Müren, en renkli elbiseleri ve efsane yüksek topukları ile sahnede eserlerini seslendiriyor. Duyana gerçekleşmesi imkânsız bir hayal gibi gelebilir ancak bunu mümkün kılan yepyeni bir teknoloji var. Sabah'ın haberine göre, bu sayede hayatlarını kaybetmiş olan sanatçıları da sahnede izleyebileceksiniz. İlki 2010'un nisan ayında Japonya'da gerçekleşen ve "hologram" adı verilen konserde, bir çizgi film karakteri olan Hatsune Miku sahneye çıktı ve binlerce kişiye 3 boyutlu olarak dev bir konser verdi. Ancak hologram konserleri asıl gündeme taşıyan, geçtiğimiz haftalarda ABD'de gerçekleştirilen bir rap konseriydi. 13 Eylül 1996'da silahlı çatışmada öldürülen ünlü rap'çi Tupac Shakur'un, Kaliforniya eyaletinde gerçekleştirilen Coachella Festivali'nde sahne alacağı duyurulunca önce herkes bunu bir şaka zannetti. Organizasyon şirketi Tupac'ın, hayranlarıyla "bir araya geleceğinde" ısrar edince de biletler birkaç saat içinde tükendi. Ve konsere gidenler gördükleri "mucizeye" inanamadı. Tupac kanlı canlı karşılarında şarkı söylüyor, hatta yakın dostu Snoop Dogg ile düet bile yapıyordu. Hologram konserlerde ilk olarak, şarkıcıların eski konserlerinden görüntüler alınıyor. Ardından bu görüntüler teknoloji yardımıyla 3 boyutlu olarak sahnenin farklı yerlerine aktarılıyor. Bu yeni teknoloji Türkiye'de henüz gerçekleştirilmiyor. Ancak organizasyon şirketleri telif hakları ödendiği sürece mümkün olduğunu dile getiriyor. Hatta en çok sahneye çıkarmak istedikleri ünlü de Safiye Ayla.
Haber Detay

Elektrikleri yok ama cep telefonları var!

Dünyada 50 milyon insan elektriği olmadığı halde cep telefonu kullanıyor.

TBMM Bilgi Toplumu Olma Yolunda Bilişim Sektöründeki Gelişmeler ile İnternet Kullanımının Başta Çocuklar, Gençler ve Aile Yapısı Üzerinde Olmak Üzere Sosyal Etkilerinin Araştırılması Amacıyla Kurulan Meclis Araştırma Komisyonu, AK Parti Adana Milletvekili Necdet Ünüvar başkanlığında toplantılarını sürdürüyor.
Komisyonun toplantısında, Nil Türkiye Genel Müdürü Yücel Bağrıaçık, ''Günümüz dünyasında internetin sunduğu fırsatlar'' konulu sunum yaptı.
İnternet kullanımının ve teknolojisinin ulaştığı rakamsal değerleri komisyon üyeleriyle paylaşan Bağrıaçık, dünyada, elektriği olmadığı halde 50 milyon insanın ''mobil abone'' olduğunu, yani internete bağlı cep telefonuna sahip bulunduğunu söyledi. Bağrıaçık, ''Herhalde bunlar cep telefonlarını komşusundan şarj ediyor'' dedi.
Bağrıaçık'ın verdiği bilgiye göre; dünyada 5.9 milyar mobil abone bulunurken, geçen yıl toplam mobil geliri 1.5 trilyon dolar düzeyinde. Yine aynı yıla göre 1.7 milyar mobil cihaz ile 486 milyon akıllı telefon satıldı. Aynı verilere göre; her 5 çiftten birisi internette tanışıyor, boşanmaların yüzde 20'si ise internetle ilgili bir sebepten kaynaklanıyor.
Haber Detay

Ar-Ge kuruluşları Fatih için buluşacak

''Fatih'' projesi için Ar-Ge yapan kuruluşlar, Eğitim Bakanlığı'nın destek verdiği ''Kampüs Teknoloji Günleri"nde biraraya gelecek.

Öğretmenlere, öğrencilere ve ilgili kuruluşlara akıllı yazı tahtaları, dijital not alma sistemleri, eğitim içerik yazılımları, eğitimde simülasyon ve oyun teknolojileri konularında ücretsiz eğitim verilecek etkinlik, 3 gün sürecek.
ODTÜ Eğitim Fakültesi Bilgisayarlı Öğretim Teknolojileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Soner Yıldırım, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ODTÜ'nün 2011-2016 Stratejik Planı'nda ''öğretim teknolojileri kullanımında yenilikçiliğin desteklenmesi''nin yer aldığını anlattı.
Bu konuda ortak bir platform oluşturmak ve diğer üniversitelere öncü rol oynamak üzere 14-16 Mayıs tarihleri arasında ''ODTÜ Kampüs Teknoloji Günleri''nin düzenlendiğini belirten Yıldırım, etkinliğin ana temasının ise Fatih Projesi olduğunu bildirdi.
-''Dünyada böyle bir proje yok''-
Fatih Projesi'nin dünyanın en büyük bilişim projelerinden olduğuna dikkati çeken Yıldırım, ''13 milyon öğrenciye tablet bilgisayar dağıtılacak. Bu tabletlerin yerli üretime geçilmesi kaygısı var. 467 bin sınıfa akıllı tahta konulacak, 650 bin öğretmen eğitilecek. Dünyada böyle bir proje yok'' diye konuştu.
Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü'nden yetkililerin, etkinlikte stant kurarak, hazırlıklarla ilgili bilgi vereceğini anlatan Yıldırım, şunları kaydetti:
''Etkinlikte Fatih Projesi ile ilgili tüm teknolojiler görücüye çıkacak. Milli Eğitim Bakanlığı da 3 günlük etkinlikte projeyi bütün bileşenleriyle anlatacak. Etkinlikte öğretmenlere, öğrencilere ve ilgili tüm kuruluşlara akıllı yazı tahtaları, dijital not alma sistemleri, eğitim içerik yazılımları, eğitimde simülasyon ve oyun teknolojileri konularında eğitimler verilecek. Ayrıca bilgisayar teknolojileri, görüntüleme sistemleri, mobil eğitim yazılımları, telekomünikasyonla iletişim ve internet hizmetlerinin eğitimdeki önemi gibi konularda oturumlar düzenlenecek.''
Eğitimlerin araştırma görevlilerince verileceğini bildiren Yıldırım, etkinliğe katılım için ''www.kampusteknolojileri.com'' adresinden kayıt yaptırmak gerektiğini sözlerine ekledi.
Haber Detay

3 Mayıs 2012 Perşembe

Görme engellilere büyük umut

20 yıldır görme engelli olarak yaşayan hastaya biyonik göz nakli yapıldı. 

Beynine cep telefonu kamerası bulunan çip yerleştirilen adam, flu ve siyah beyaz da olsa yeniden görmeye başladı.İngiliz Chris James, 20 yıl önce geçirdiği bir kaza sonucu iki gözünü birden kaybetti. Londra'da John Radcliff Hastanesinde operasyon geçirdi. Beynine, dijital bir çip nakledildi. Çipin içinde, cep telefonlarında kullanılan kameraların bir benzeri vardı. 1500 piksel çözünürlüklü kamera sayesinde; görme engelini aştı. Biyonik gözleriyle; nesneleri siyah beyaz da olsa yeniden görmeye başladı. 20 yıl sonra yeniden görmeye başlayan James, "yıllardır hep yeniden görmeyi hayal ediyordum şimdi çok net olmasa da simsiyah bir dünyadan fazlasını görebiliyorum" diyerek duygularını dile getirdi. Chris James'in gözleri kısmen açıldı. Nesneleri yüzde yüz net göremiyor. Birer silüet halinde siyah beyaz olarak algılayabiliyor. 20 yıldır kör olan James için, bu kadar görebilmek bile mucize.

Ancak doktorlar daha fazlasından umutlu. 150 bin Türk lirasına mal olan ameliyatı gerçekleştiren profesör Robert Maclaren; beynin zamanla yeniden görmeyi öğreneceğini ve flu olan cisimleri daha net algılayabileceğini söyledi.
Haber Detay

Cüneyt Türel Seni Unutmayacağız Kaliteli İnsan!

Tedavi gördüğü hastanede önceki gün hayatını kaybeden oyuncu, yönetmen ve seslendirme sanatçısı Cüneyt Türel (70), son yolculuğuna uğurlanıyor.

Cüneyt Türel

Bir süredir kanser tedavisi gören ve 1 Mayıs günü sabah saatlerinde Amerikan Hastanesi'nde hayatını kaybeden Türel için, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nde, hayat arkadaşı Tilbe Saran, kızı Elif Türel, eski eşi Nükhet Turhan Türel, ağabeyi Metin Türel, yakınları ve sanatçı dostlarının katılımıyla uğurlama töreni düzenlendi.Uğurlama töreninde Cüneyt Türel'in cenazesinin bulunduğu Türk bayrağına sarılı tabut, alkışlar eşliğinde sahneye yerleştirildi. Tilbe Saran, Türel'in cenazesinin bulunduğu tabutun üzerine sarı güller bıraktı.

Saygı duruşunda bulunulmasının ardından, öğrencisi Yeşim Koçak, Türel'in ''hiç sönmeyecek mumunu'' gözyaşları içinde sahneye getirdi. Törende daha sonra Türel'in özgeçmişi okundu.

İstanbul Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Hilmi Zafer Şahin burada yaptığı konuşmada, ''Cüneyt Türel, bilge ve yalın yanıyla, önemli bir tiyatro insanıydı. Oyunculuğu ve sesiyle sahnelerimizi, sinemayı ve televizyonu anlamlı ve değerli kılan ünlü bir ustamızdı. Şehir Tiyatroları'ndaki yeri unutulmaz. Yeni yolu ışıkla ve alkışla dolsun'' diye konuştu.

Cüneyt Türel'in kızı Elif Türel de ailesi adına yaptığı konuşmada, babasıyla doğum gününün aynı olduğunu dile getirerek, ''Ben ona 42'nci yaş hediyesiymişim. Aslında o bana bir hediyeydi. Babam kadar iyi Türkçe konuşan birinin kızı olarak, iki kelimeyi bir araya getiremeyeceğim ama o kadar çok şey söylemek istiyorum ki. Babamı benim kelimelerimden dinleyin istiyorum. Ama kelimeler şu an bana ihanet ediyor. Onlar da benim gibi yetim kaldılar'' diye konuştu.

Babasının son konuşmasında ''Uzun bir yolculuğa çıkıyorum'' dediğini anlatan Elif Türel, ''Onu benimle birlikte bu sahneden yolcu ettiğiniz için teşekkür ederim'' dedi.

Tilbe Saran da, Cüneyt Türel ile ilgili duygu ve düşüncelerini dile getirerek, ''Çehov'un mektuplarından taşan aşk gibi bizimki de tiyatro ipliğiyle örülüydü. Bana güzel anılar bıraktın ama yüreğim şimdi ıssız kaldı. Şimdi sana ebediyete götürmen için son çalıştığımız oyunun metnini bırakıyorum'' dedi.

Saran, daha sonra oyunun metnini Cüneyt Türel'in tabutunun üzerine bıraktı.

Hoşçakal güzel oğlum

Tiyatro sanatçısı Yıldız Kenter de, Cüneyt Türel'in hayatını kaybettiğini ancak yüreklerde, zihinlerde ve anılarda yaşayacağını ifade etti.

''Cüneyt, tanıdığım en beyefendi tiyatroculardan biriydi. Kendine özgü, çok zarif bir insandı. İnsan üzülüyor, inanamıyor. Göz göre göre öldüğüne inanamıyor. Ama tabi Cüneyt tiyatro için, onu sevenler için ölmedi. Aramızda yaşıyor, yaşayacak'' diye konuşan Kenter, sözlerini şöyle sürdürdü:

''Tek gerçek ölüm ve ben o gerçeğe inanamıyorum, inanmak istemiyorum herhalde. Düşünüyorum; Tilbe'm ne yapacak? Tabii ki tiyatrosu, Cüneyt ile olan anıları, oyunculuğu ve temelde sanat, her zaman olduğu gibi onu hep ayakta, dimdik, aşkla yaşatacak.

Cüneyt'e buradan sesleniyorum; onun şimdi aklı Tilbe'de kalmıştır. Merak etme diyorum. Senden önce biz sahiptik ona, yine sahip çıkacağız. Senin yerini hiç bir zaman dolduramayacağız ama Tilbe'ye hepimiz sahip çıkacağız. Onu bağrımıza basacağız. Tilbe'n bize emanettir. Güzel oğlum, senin için söylenecek olan en güzel şeyleri söyledi dostların, arkadaşların. Ben seni hasretle anacağım, şu an sana sarılıyorum, sımsıkı kucaklıyorum. Hoşçakal güzel oğlum, yakında buluşmak üzere.''

Dekoratör Yönetmen Metin Deniz de, 51 yıllık dost olduklarını anlatarak, dostluklarının sadece tiyatroyla kalmadığını ancak gergin ve tatlı günlerin sebebinin hep tiyatro olduğunu ifade etti.

Son günlerde İstanbul Şehir Tiyatroları'na yapılan saldırılardan Cüneyt Türel'in haberinin olmamasının çok iyi olduğunu belirten Deniz, ''Yoksa yatağında kalır gitmezdi. O hırsıyla kalırdı. Son konuşmamızda sahneleyeceği oyundan söz etti. Provalara yatağından kalkıp geliyordu. Yatağından kalkıp gelen adam gibi değildi. Canavar kesiliyordu sahnede. Her şey çok iyi gidiyordu ama yetişemedi'' dedi.

Oyun ve senaryo yazarı, yönetmen Başar Sabuncu da, dostluklarının 52. yılında Cüneyt Türel ile bir kez daha aynı sahnede olduklarını dile getirerek, ''Sen bizi terk etmiyorsun. Ülkemizde yurduna ve tiyatrona reva görülen baskılara daha fazla dayanamayarak, güzel atına atladığın gibi çirkin dünyamızdan çok uzaklara gittin. Ama sarışın yakışıklılığının, duyarlı sesinin titreşimlerini hep omuz başımızda hissediyoruz'' şeklinde duygularını dile getirdi.

Sanatçı Gülriz Sururi de, ''1 Mayıs'ta bırakıp gittin bizi. Neden o günü seçtin bilinmez. Seçkin bir aydın, sorumlu bir vatandaş ve çok değerli bir tiyatrocu olmayı başardın. Şehir Tiyatroları'nda büyük emeğin var. Dostluğumuz ilk günden başlayarak devam etti'' diye konuştu.

Oflazoğlu'ndan şiirle veda

Oyun yazarı, şair ve eleştirmen Turan Oflazoğlu da, Türel için kaleme aldığı ''Billur sesli dereler gibi hep denize aktın/Aynı dünyayı paylaştık ama sen erken bıraktın/Seni sevenler bilmek istiyorlar Cüneyt söyle/Sönmez ateşi acaba hangi dorukta yaktın'' dizelerini okudu.

Konuşmaların ardından ailesi, yakınları, Mustafa Alabora, Gülriz Sururi, Bekir Aksoy, Bennu Yıldırımlar, Tülin Oral, Melis Birkan, Güler Ökten, Hazım Körmükçü'nün de aralarında bulunduğu tiyatro ve sinema dünyasından çok sayıda seveni Türel ile vedalaştı.

Daha sonra Cüneyt Türel'in cenazesi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nden uğurlanarak cenaze namazının kılınacağı Teşvikiye Camisi'ne götürülmek üzere araca konuldu.

Cüneyt Türel

İstanbul'da 1942 yılında dünyaya gelen Türel, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun oldu.

Tiyatroya Yeşil Sahne ve Gençlik Tiyatrosu'nda başlayan Türel, aynı dönemde İstanbul Üniversitesi Türk Talebe Birliği Gençlik Tiyatrosu'na katıldı.

Türel, İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden mezun olduktan sonra, 1962 yılında Gülriz Sururi - Engin Cezzar Tiyatrosu'nda profesyonel oldu. Türel, daha sonra Lale Oraloğlu Tiyatrosu'nda çalıştı.

Cüneyt Türel, 1965 yılında ''Cimri'' oyunu ile 30 yıl boyunca çalışacağı Şehir Tiyatroları'na geçti. 1995 yılında İstanbul Şehir Tiyatroları'ndan ayrılan ve Tiyatro İstanbul bünyesinde bir sezon ''Sanat'' adlı oyunu oynayan Türel, 1975 yılında Ajda Pekkan'ın ''Palavra palavra'' şarkısına düet yaptı.

1995 yılında Işıl Kasapoğlu ve Tilbe Saran ile birlikte Aksanat Prodüksiyon Tiyatrosu'nu kuran Türel, 2007 yılına kadar bu tiyatronun tüm oyunlarında oynadı.

Türel, 1979 yılından bu yana çeşitli sinema, televizyon ve seslendirme çalışmaları da yaptı
Haber Detay

9 Nisan 2012 Pazartesi

Finans Merkezi çevresini değiştirdi

Tarihin ilk finans merkezi İstanbul'da yapılacak ''modern dünyanın yeni finans merkezinin'' inşaat çalışmaları başladı.

AA muhabirlerinin aldığı bilgiye göre, ''Ataşehir Finans Merkezi'' olarak bilinen, ancak arazisinin büyük bölümü Ümraniye'de bulunan İstanbul Finans Merkezi'nde zemin etüt çalışmaları devam ederken, inşaatlar da hızla yükseliyor. İstanbul Finans Merkezi'nin çevresinde, yaklaşık 4 yıl önce başlayan ''söylenti haberleri''nden bu yana büyük değişim yaşanıyor. BDDK, SPK, İMKB, Ziraat Bankası, Halkbank ve Vakıfbank'ın da yer alacağı Finans Merkezi Projesi ile ilgili haberler, başta Site ve Barbaros mahalleleri olmak üzere Ümraniye ve Ataşehir ilçelerinde faaliyet gösteren esnafta beklenti yaratırken, çevre sakinleri de artacak nüfus ve trafikten endişe duyuyor. Finans Merkezi çevresinde birbiri ardına yükselen markalı konut ve ofis projeleri, İstanbul'luları bölgeye çekerken, söylentilerden bu yana her geçen yıl bölge ve çevresindeki gayrimenkul fiyatları katlanarak arttı. Bireysel ve kurumsal yatırımcıların bölgeye yönelmesi, müteahhitler ve emlakçılar için de yeni bir umut kapısı oldu. Dükkan bulamayan perakende zincirleri gecekondu mahallelerine indi Finans Merkezi'nin bölgede yaratacağı ekonomik canlılığın yanı sıra ''kentsel dönüşüm'' adı altında olmasa bile bazı mahallelerdeki çarpık yapılaşmaya da son vermesi bekleniyor. Son dönemlerde Ataşehir'de alışveriş merkezleri ve kiraların yüksek olduğu ana caddelerde kiralık dükkan bulamayan bazı perakende zincirlerinin de gecekonduların bulunduğu sokak aralarına inmek zorunda kalması dikkati çekiyor.
Haber Detay

Çin'le nükleer işbirliği

Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına İlişkin İş Biriliği Anlaşması imzalandı.

Ulusal Halk Meclisi'nde baş başa ve heyetler arası görüşmelerin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Çin Halk Cumhuriyeti Başbakanı Vın Ciabao nezaretinde çeşitli anlaşmalar imzalandı. Düzenlenen imza töreninde, Türkiye ile Çin Halk Cumhuriyeti arasında Nükleer Enerjinin Barışçıl Amaçlarla Kullanımına İlişkin İşbirliği Anlaşması imzalandı. Ayrıca Çin Ulusal Enerji Ajansı ile Enerji ve Tabii kaynaklar Bakanlığı arasında nükleer enerji alanında işbirliğini içeren niyet mektubu imzalandı. Bu anlaşmayı ve niyet mektubunu Türkiye adına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız imzaladı. İki ülke arasında kültür merkezlerinin karşılıklı kuruluşu hakkında niyet mektubu da imzalandı. Niyet mektubuna Türkiye adına Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay imza koydu. Törende TRT ile CCTV arasında ikili işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşmaya TRT adına Genel Müdür İbrahim Şahin imza koydu. Yatırımların karşılıklı teşviki ve korunmasına, müzakerelerin tamamlanmasına dair niyet beyanı da imzalandı. Anlaşmaya Türkiye adına Türkiye'nin Pekin Büyükelçisi Murat Salim Esenli imza koydu. Törende ayrıca, Çin Ulusal Yayın Grubu ile Turkuaz Dergi Grubu arasında işbirliği anlaşması imzalandı. Anlaşmaya Turkuaz Dergi Grubu adına Çalık Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Çalık imza koydu. Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Ömer Çelik, AK Parti Grup Başkanvekili Mahir Ünal ve AK Parti Ankara Milletvekili Yalçın Akdoğan ile THY Genel Müdürü Temel Kotil de törende hazır bulundu.
Haber Detay

3500 kişiye bir eczane düşecek!

Eczane ve Eczacılık Kanunu'nda değişiklik yapan kanun teklifi, TBMM Başkanlığı'na sunuldu. TBMM Serbest eczane sayıları, ilçe sınırları içindeki nüfusa göre, en az 3 bin 500 kişiye bir eczane olacak şekilde düzenlenecek.

Eczane açmak isteyen bir eczacı, en az bir yıl süreyle, bir eczanede ''yardımcı eczacı'' olarak çalışmak zorunda olacak. AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Domaç ve arkadaşlarının imzasını taşıyan ''Eczacılar ve Eczaneler Hakkında Kanunu'' ile Uyuşturucu Maddelerin Murakabesi Hakkında Kanun''da değişiklik yapan kanun teklifi TBMM Başkanlığı'na sunuldu. Teklif, eczalılığı yalnızca ticarethane açma ve mesul müdürlük olarak değil, ilacın üretiminden dağıtımına kadar tüm aşamalardan sorumlu olan ''sağlık hizmet sunucusu' olarak yeniden tanımlıyor. Teklife göre, eczane açılabilmesi için gerekli olan ruhsatname konusunda meydana gelecek sorunların çözüm yeri, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu olacak. Eczane açmak üzere ruhsatnamesini almış bir eczacının, belediyeden ayrıca bir işyeri ruhsatı alması ve ödemesi zorunlu olmayacak. Serbest eczane sayıları, ilçe sınırları içindeki nüfusa göre, en az 3 bin 500 kişiye bir eczane olacak şekilde düzenlenecek. Hiç eczanesi olmayan yerleşim birimlerinde nüfus kriterine bakılmaksızın bir eczane açılmasına izin verilecek. Ancak, bu şekilde açılan eczanelerin başka yerlere naklinde nüfus kriteri göz önünde tutulacak. Aynı ilçede faaliyet gösteren eczanelerin nakillerinde ise nüfusa göre eczane açılması kriteri uygulanmayacak. Yerleştirme puanı verilecek Eczane açılması için kriterler belirlenirken ilçelerin sosyoekonomik gelişmişlik sıralamasına göre sınıflandırma yapılacak. Bu sınıflandırmaya göre, ilçelere ''ilçe katsayısı'' verilecek. Eczacılara, o ilçedeki mesleki faaliyetlerini sürdürdükleri yıl sayısı ile ilçe katsayısının çarpımı kadar hizmet puanı verilecek. Hizmet puanı hesaplanırken ilçe katsayısı, doktora yapmış olanlar için 1,25 kat olarak uygulanacak. Eczacılara, meslekte geçirilen toplam yıl sayısı ile eczacının hizmet puanı çarpımı sonucu tespit edilen yerleştirme puanı verilecek. Nüfus kriterlerine göre eczane açılabilecek yerler, her yıl en az iki kez olmak üzere Bakanlıkça ilan edilecek. İlan edilecek yerlere müracaat eden adaylardan puanı en yüksek olanlar eczane açma hakkını kazanacak. Yerleştirme puanının eşit olması halinde ise kura çekilecek. Eczane ruhsatnamesi iptal edilen eczacı, bir yıl süre ile ilan edilen yerlere müracaat edemeyecek. Eczanesini devretmiş bir eczacı, yeni bir eczane açmak istediğinde, yerleştirme puanı yarı oranında düşürülecek. Yardımcı eczacılık zorunlu olacak Serbest eczanelerde reçete sayısı, ciro gibi kriterlere göre belirlenen sayıda ikinci eczacı çalıştırılması zorunlu olacak. Serbest eczane açmak veya serbest eczanelerde mesul müdür olarak çalışmak isteyen bir eczacı, en az bir yıl süreyle hizmet sözleşmesine bağlı olarak mesul müdür eczacı ile birlikte serbest eczanelerde ''yardımcı eczacı'' olarak çalışmak zorunda olacak. Hastane eczanelerinde veya ikinci eczacı olarak serbest eczanelerde en az bir yıl süreyle çalışanlar, yardımcı eczacı olarak çalışma şartını yerine getirmiş sayılacak. Yardımcı eczacıların il sağlık müdürlüğü, bölge eczacı odaları denetimlerinde, üç kez eczanede görevi başında mazeretsiz olarak bulunmadığı takdirde çalışma süresi kabul edilmeyecek. Yardımcı eczacılara asgari ücretin bir buçuk katından, ikinci eczacılarda asgari ücretin 3 katından aşağı olmamak üzere taraflarca belirlenecek ücret ödenecek. ''Muvazaalı olarak eczane açmaktan'' dolayı ruhsatnamesi iptal edilenler, 5 yıl süreyle eczane açamayacaklar. Eczane sahip ya da mesul müdürüyken askerlik hizmetini yapmak üzere silah altına alınanlar, askerlik hizmeti süresince, yüksek lisans veya doktora eğitimi alacaklar, bu eğitim süresince; milletvekili, belediye başkanı, Türk Eczacıları Birliği Başkanlık Divanı Üyeleri, bu görevi devam ettiği müddetçe eczanelerine bir mesul müdür atayacaklar. Türk Eczacıları Birliği Başkanlık Divanı Üyelerinin, eczanelerine atanacak mesul müdürün, maaş ve kanuni giderleri, Türk Eczacıları Birliği bütçesinden ödenecek. Eczanelerde, günlük reçetelerin kaydına mahsus Sağlık Bakanlığı tarafından onaylanmış bir kayıt sistemi bulunacak. Bu kayıt sistemi elektronik de olabilecek. Geleneksel tıbbi ürünler de satılabilecek Eczanelerde, Sağlık Bakanlığı'ndan ruhsat almış ilaçlar, geleneksel tıbbi ürünler, Sağlık Bakanlığı'nın iznine tabi homeopatik (alternatif tedavi yöntemi) tıbbi ürünler ve enteral (alternatif beslenme yöntemi) beslenme ürünleri dahil, özel tıbbi amaçlı diyet gıdalar, özel tıbbi amaçlı bebek mamaları satılabilecek. İlgili Bakanlıktan ruhsat veya fiyat alınarak üretilen veya ithal edilen gıda takviyeleri ziraat ve veterinerlikte kullanılan ilaçlar, eczacılık veya ziraatta kullanılan kimyevi maddeler ve diğer sağlık ürünleri, kozmetik ürünler, tıbbi malzemeler, çocuk mamaları ile erişkinlerin metabolizma bozukluklarında kullanılan tüm destekleyici ürünler ve Türk Eczacıları Birliği tarafından çıkarılan bilimsel yayınlar da eczanelerde satılabilecek. Birden fazla sayıda eczane bulunan yerlerde eczacının talebiyle 2 yılı geçmemek üzere eczane kapalı tutulabilecek. Eczacıların, eczanelerinin bulunduğu bölgelerindeki doktorların isim ve adresleriyle, hangi saatlerde muayenehane veya evlerinde bulunduklarını gösteren listeyi eczanelerine asma zorunluluğu kaldırılacak. Eczanelerde, alınıp satılan uyuşturucu maddelerin miktarlarını, satış tarihlerini ve kimlere sattıklarını kayda alma zorunluluğu olmayacak. Kanunun yürürlüğe gireceği yılda eczacılık yapma hakkına haiz eczacılar ile eczacılık fakültelerinde okumakta olan veya okumaya hak kazanmış olanlar hakkında, bir defaya mahsus olmak üzere nüfusa göre eczane açılmasına ve nakline dair sınırlamalara, yardımcı eczacı olarak çalışma zorunluluğuna dair hükümler uygulanmayacak. Bu kişiler, sahip ve mesul müdürlüğünün yaptıkları eczaneleri bir sefere mahsus olmak üzere devredebilecekler. Serbest eczanesi bulunan eczacılar da bir defaya mahsus olmak üzere herhangi bir kısıtlamaya tabi olmaksızın, eczanesini, bulunduğu ilçe dışına nakledebilecek ve devredebilecek.
Haber Detay

Trabzonlu mobilya ustasından ‘yüzde yüz Karadenizli’ bir otomobil !

Trabzonlu mobilya ustası Mustafa Kaya, gürgen ve ladin kerestesinden ‘yüzde yüz Karadenizli’ bir otomobil yaptı.

1.3 motoruyla asfaltta 100 km hıza ulaşan araç, Ankara’daki Trabzon Günleri’nde sergilenecek Trabzon’nun Köprübaşı ilçesinde mobilya ustası Mustafa Kaya (30) birkaç yıl önce Ankaralı bir işadamına işyerinde sergilenmek üzere 3 buçuk metre boyunda ahşaptan bir maket otomobil yaptı. Mustafa Kaya’nın bu çalışmasından haberdar olan ilçe kaymakamı Erdinç Dolu, mobilyacıdan 24 Şubat’ta Ankara’da gerçekleştirilecek Trabzon Günleri’nde sergilenmek üzere bir otomobil maketi yapmasını istedi. 15 yıllık mobilya ustası Kaya, 1900′lü yıllardaki klasik modellerden esinlenerek bir otomobil dizayn etti.



Haber Detay

ELAZIĞ' DA HORTUM! Maden ilçesinde etkili olan fırtına ve hortumda 6 kişi hayatını kaybetti.

Elazığ'ın Maden İlçesi'nde meydana gelen hortum da bir inşaat şantiyesinde 6 kişi öldü, 7 kişi de yaralandı.

Elazığ'ın Maden İlçesi'nde bugün saat 19.00 sıralarında meydana gelen hortum faciaya neden oldu. Maden girişinde karayolu inşaatında kalan işçilerin kaldığı şantiyede etkili olan hortum, bir anda şantiyedeki işçilerin kaldığı barakaların çatılarını uçurup, ortalığı savaş alanına çevirdi. Hortumda 6 kişinin yaşamını yitirdiği, 7 kişinin ise yaralandığı öğrenildi.Olay yerine çok sayıda sağlık ekibi sevkedildi.
Haber Detay

7 Nisan 2012 Cumartesi

Kara deliklerin çekim gücü neden çok fazladır?

Kara delikleri uzayın en korkutucu bir olayı olarak tanıdık.

Bunlar, maddenin adeta ezilerek yok olduğu görünmez noktalar olarak bilinir. Yıldızlarının ölümünün bir sonucu olan kara deliklerden ışık da dahil olmak üzere hiç bir şey kaçamaz. BBC Focus dergisinde yer alan habere göre, kara deliklerin çekim gücü çok fazladır. Çünkü kara delikler çok küçüktür. Yer çekimi nesnenin kütlesi ve sizden uzaklığıyla ilgili olarak iki şeye bağlıdır. Bu nedenle bir yıldıza doğru yolculuk edildiği zaman, bunların çekim gücü yüzeye yaklaştıkça artacaktır. Yıldızın iç kısımlarına doğru hareket etmeye devam edildiğinde ise yer çekiminin yeniden azaldığını görülür. Bu durum maddenin yerçekimi gücüne karşı harekette bulunmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle yıldız gibi küresel bir nesne için maksimum yerçekimi yüzeydedir. Şimdi bir yıldızın tüm kütlesinin sadece birkaç kilometre uzunluğundaki bir kara deliğin içine sıkıştığını hayal edin. Bu sefer, yıldıza doğru seyahat ettiğiniz anki gibi yıldızın orijinal yüzeyindeki çekim merkezi değişmiştir. Yıldızın içine doğru gittikçe bu sefer yer çekimi gücü azalmaya değil, artmaya devam eder. Kara deliğin yüzeyine ulaştığınızda yer çekimi çok büyüktür. Bu nedenle kara deliklerin çekim gücü fazladır. Çünkü kara delikler küçüktür ve teorik olarak onlara çok fazla yaklaşılmaz. Haber Kaynağı: Zaman Gazetesi | http://www.zaman.com.tr
Haber Detay

Bütün okullara tekli eğitim! Özel sektör tesisleri eğitim için 49 yıllığına kiralanacak

Özel sektör tesisleri eğitim için 49 yıllığına kiralanacak Organize sanayi yakınlarında 'Eğitim Kampüsleri' kurulacak Turizm-Otelcilik okulları turistik bölgelere nakledilecek Fonksiyonunu yitirmiş okul binaları acilen yıkılacak 2016'ya kadar ilk ve ortaöğretimde hedef yüzde 100 okullaşma.

Özel sektör tesisleri eğitim için 49 yıllığına kiralanacak Organize sanayi yakınlarında 'Eğitim Kampüsleri' kurulacak Turizm-Otelcilik okulları turistik bölgelere nakledilecek Fonksiyonunu yitirmiş okul binaları acilen yıkılacak 2016'ya kadar ilk ve ortaöğretimde hedef yüzde 100 okullaşma. FAZLI ŞAHAN 12 yıllık kademeli zorunlu eğitim yasasının Meclis'ten geçmesinin ardından Milli Eğitim Bakanlığı, 2013-2016 yılı eğitim öğretim tesis planlaması çalışmalarına başladı. Bakanlık öncelikle 'derslik' problemini halletme yoluna gidecek. MEB kaynakları, Bakanlığın 2016 yılı sonuna kadar okul öncesi, ilköğretim ve ortaöğretimde yüzde 100 okullaşma oranı yakalayacaklarını ve okullarda tekli öğretim uygulamasına geçeceğini söylüyor. Bu durumda sınıflar 24 öğrenciye düşürülecek. KAMPÜS MERKEZLER GELİYOR Kamu Özel Ortaklığı modeliyle 'Eğitim Kapüsleri' kurmayı planlayan MEB, bu kampüsleri Organize Sanayi bölgesi yakınlarına kuracak. Bu doğrultuda Turizm ve Otelcilik Meslek Liseleri ise turistik bölgelere kaydırılacak. Zorunlu olmadıkça turizm uygulama oteli yapılmayacak. Yeni planmalaya göre deprem yönetmeliğine uymayan tüm eğitim yapıları güçlendirilecek. Yürürlükteki mevzuata uymayan veya fonksiyonunu yitirmiş yapılarla, çeşitli nedenlerden ötürü öğrenci bulamayan eğitim öğretim tesisleri yıkılacak. Yıkılan binaların eğitim kampüslerine taşınması sağlanacak. Yıkılan yerlerin arazisi ticari alan olarak kullanıma açılabilecek. ÖĞRENCİ ODAKLI ANLAYIŞ Yeni planlamaya göre, eğitim kampüslerinde pansiyon planlaması yapılırken okulun değil, 'öğrencilerin ihtiyaçları' göz önüne alınacak. Böylelikle 'kantin', 'fitness salonu' gibi pansiyon destek alanları için ihtiyaç programı da oluşturulacak. Nüfus artışı, eğitim kampüsleri çevresinde oluşabilecek yapılaşma dikkate alınarak ileriki yıllarda ihtiyaç duyulacak eğitim öğretim tesisi için kampüs alanı içerisinde rezerv alan planlaması da yapılacak. Buna göre Bakanlık, yerleşim yerlerine ulaşımı kolay, mülkiyet ve tahsis işlemleri tamamlanmış, şehrin genişleme alanları içinde veya etrafında yerleşim alanı bulunan, ileriki yıllarda (10-25-50 yıl) eğitim öğretim tesislerinin yapılmasına imkan verecek büyüklükte arsa temini yapacak. GENİŞ İMKAN İÇİN GENİŞ ARAZİ Okullar için ayrıca, topografyası düzgün, kapalı-açık spor salonu, stadyum, atletizm pisti, yüzme havuzu, bilim merkezi, konferans salonu gibi eğitim öğretim destek alanlarının oluşturulmasına yetecek ölçüde 100 bin metrekare veya daha büyük arsa temin edilecek. Tesislerin planlaması, yüzde 100 doluluk oranı göz önüne alınarak yapılacak. Öte yandan, ülke genelinde Deprem Yönetmeliği'ne uygun yapılmamış okul binaları da acilen güçlendirilecek. Kamulaştırma olmazsa kiralanacak Okul ihtiyacının olduğu bölgelerde imar planında 'eğitim tesis alanı' olarak belirlenen alanların 2013-2016 dönemi içinde kamulaştırma planlaması yapılacak. Mülkiyeti gerçek veya tüzel kişilere ait taşınmazlar, kamulaştırma maliyetlerinin karşılanamayacak kadar büyük olması durumunda eğitim için 49 yıllığına kiralanabilecek. Bakanlıkça kabul edilen projeye uygun ve finansmanı kendileri tarafından sağlanmak şartıyla inşa edilen eğitim öğretim tesisi de 49 yıla kadar kiralanabilecek. 2013-2016 yılları için 'ortalama derslik sayısı' kadar yatırım planlaması yapılmasına rağmen, söz konusu hedefe ulaşılamaması halinde, Kamu Özel Ortaklığı (KÖO) modeliyle 'Eğitim Kampüsleri' planlaması yapılacak. 60-66 ay arasında son karar velilerin 4+4+4'de en çok tartışılan konuların başında gelen okula başlama yaşında 60 ile 66 ay arasında veli isteğine göre okula çocuğunu verebilecek. "5 yaşındaki çocuğumu nasıl okula göndereceğim?" endişesine neden olan okula başlama yaşıyla ilgili Milli Eğitim Bakanlığı çalışmalarını hızlandırdı ve yeni yönetmelik düzenlemesine gidiyor. Milli Eğitim Bakanı Ömer Dinçer'in, "Okula başlamada alt sınır 60, üst sınır 72 ay olacak" açıklamasının ardından uygulamaya ilişkin yönetmelik hazırlıkları yapan MEB, çocuğunu 60 ayda okula göndermek istemeyen veliye kolaylık sağlayacak. Yeni yönetmelik ile 60-66 ay arasındaki çocukların okula kayıt yaptırmaları zorunlu tutulmayacak, veli isterse çocuğunu okula kaydettirecek. 66 ile 72 ay arası çocukların okula başlaması zorunlu olacak. GELİŞMİŞ ÜLKELERDE DE BÖYLE Okula başlama yaşının dünyadaki 197 ülkeden 126'sında yaş sınırının '6' olduğuna dikkat çeken Bakanlık yetkilileri, "Bu düzenleme ile bir yandan dünya ülkelerinin çoğunluğuyla paralellik sağlanırken öte yandan teknolojinin çok hızlı gelişmesine bağlı olarak gerileyen fiziksel güç ve enerji yerine, erken eğitilerek bilgi ile donatılmış, sosyal gelişimini tamamlamış, farkındalık oluşturmuş, daha enerjik ve daha genç beyinleri ülkemizin sosyo-ekonomik gelişmesinde bir an önce devreye sokarak, ülkemizi ve insanımızı layık olduğu düzeye taşımayı amaçlıyoruz" ifadesine yer verdi. Yeni Şafak
Haber Detay

Acer' den Mükemmel Tablet! Acer Iconia Tab A510 ön siparişleri başladı

Acer 6 Nisan da piyasaya süreceğini duyurduğu tabletini gecikmeli olarak 25 Nisan da kullanıcılarına sunacak. 

Acer Iconia Tab A510
Acer, Nisan ayı başlarında Iconia Tab A510 tableti piyasaya süreceğini duyurmuştu. Ama görünüşe göre tablet Nisan ayının sonuna kadar raflarda yerini almayacak gibi. Iconia Tab A510 tabletin, Kanada’da Future Shop’ta ön siparişleri alınmaya başlandı. Android 4.0 Ice Cream Sandwich işletim sistemiyle çalışan ve 10.1 inç olan tablet 450 dolara satışa sunulacak.
Acer Iconia Tab
Bu özellikte piyasaya sürülen tabletlere göre oldukça düşük bir fiyata sahip. 6 Nisan da piyasaya sürüleceği duyurulan ama çıkmayan tablet Acer Iconia Tab, Future Shop’a göre 25 Nisanda piyasaya sürülecek. Acer Iconia Tab’ın bazı özellikleri ise şöyle: Iconia Tab A510, dört çekirdekli Nvidia Tegra 3 işlemcisi ile geliyor. Ayrıca 1.3 Ghz, 1GB RAM ve 32GB dahili bellek bulunuyor. 32GB'a kadar hafıza genişletme özelliğine sahip olan tablet microSD kart yuvası ile donatılmış.
Haber Detay

Facebook'ta bu 5 şeyi yaparsanız başınız belaya girebilir!

Facebook internet kullanıcılarının olmazsa olmazlarından. Ama sanal dünyada olsa bazı şeylere çok dikkat etmemiz gerekiyor. Yoksa sonunuz aşağıda anlatacağım 5 kişinin sonu gibi olabilir. Okuyun... 

Boşanma davaları son yıllarda büyük oranda arttı. ABD'deki boşanma davalarının sebeplerinin yüzde 20'sinde Facebook'un adı geçiyor. Bütün dünya ile muhatap olduğunuz Facebook gibi bir sosyal ağda söylediklerinize dikkat etmez iseniz, işinizden ve eşinizden olabilir, hatta kendinizi hapiste bulabilirsiniz. Başınız belaya girsin istemiyorsanız eğer, Facebook'ta veya başka bir yerde şu 5 şeyi, yapmayın: 1. Parti resimlerinizi paylaşmak Kanada'da çalışan Natalie Blanchard iş performansı düştüğü için depresyon tanısı konulmuştu ve sigortadan aylık ücret alıyordu. Chippendales, bir partide arkadaşlarıyla geçirdiği güzel vakitleri Facebook'da paylaşmıştı. Ancak bunu gören sigorta şirketi Blanchard'ı dolandırıcılıkla suçladı ve davayı da kazandı. 2. MySpace'de paylaşım yapmak Santa Barbara'da 22 yaşındaki bir kadın, bir parti sonrası alkollü araç sürerken yaptığı kazada, yanında bulunan kişinin ölmesi nedeniyle 2 yıl hapis cezasına çarptırılmıştı. Bu cezaya sebep ise kadının MySpace'de aylar sonra paylaştığı parti fotoğrafları olmuştu. 3. İnternette göbek atmak New York'un Staten Island ilçesinde yaşayan Dorothy McGurk, bir trafik kazasında felç olmuştu. Felç olduğu için aylık 850 dolarlık destek alıyordu. Ancak McGurk, blog'unda göbek dansı yaptığı fotoğraflarını paylaşınca desteğinden oldu. Kadın, yaptığının fiziksel terapi olduğunu iddia etse de, hakim buna inanmadı. 4. Eşiniz dışında biriyle SMS ile samimi olmak Telefonunuzdan attığınız mesajlar mobil ağ operatörünüz tarafından bir süre sonra siliniyor olabilir, ama hala SIM kartınız veya telefonunuz içinde de bulunabilir. Bu da mahkeme salonları ve bir boşanma davalarında delil olarak geri dönebilir. 5. Uygunsuz şeyleri Tweet'lemek ABD Meclis üyesi Anthony Weiner'ın yaptığı gibi bir kıza uygunsuz fotoğraflarınızı Tweet'lerseniz, bu hakkınızda hiç iyi olmaz. 140 karakterde işinizi kaybedebilirsiniz.
Haber Detay

4 Nisan 2012 Çarşamba

Samsung vs Apple...Mücadele devam ediyor

Tablet bilgisayar piyasasında patent kavgasına tutuşan elektronik üreticileri Samsung ve Apple, akıllı telefon pazarındaki mücadelelerine de kaldığı yerden devam ediyor.

Samsung vs Apple
Teknoloji dünyasındaki spekülasyonlara göre, Samsung ve Apple, piyasaya sürecekleri yeni akıllı telefonlarında Liquipel, yani “su geçirmezlik” teknolojisi bulunduracak. Today’s iPhone sitesinin iddiasına göre, Galaxy S III ve iPhone 5, suya yüzde 100 dirençli olacak. Siteye bu konu hakkında bilgi veren kaynak, “Hem Galaxy S III hemde iPhone 5 liquipel teknolojisine sahip olacak. Her iki şirket de bu ürünleri için garanti şartlarını yeniden düzenleyecek” dedi. Buhar Halinde Uygulanıyor Site, liquipel teknolojisi hakkında bilgi veren kaynağın, geçmişte kendilerine iPhone 4 ve iPhone4S’in piyasaya sürülme tarihlerini kesin olarak ilettiğine dikkat çekti. Bu kişinin, İngiltere’deki büyük bağımsız telefon perakendecilerinden birinde çalıştığı ifade edildi. Liquipel teknolojisi, cep telefonunu su geçirmez hale getirmek için yüzeyinin özel bir maddeyle kaplanması anlamına geliyor. Bu teknoloji kapsamında, kaplama, su geçirmeme özelliği kazandıran madde buhar halindeyken yapılıyor. Bu şekilde, madde hem cep telefonunun dışını, hem de içindeki parçalarını su geçirmeyecek şekilde kaplıyor.
Haber Detay

Güney Kutbu’nda buz kütlesi altında saklı göl!

Rus bilim insanları Güney Kutbu’nda buz tabakasını dört kilometre delerek altta gömülü bir göle ulaştıklarını açıkladılar.

Güney Kutbu’nda buz kütlesi altında gömülü 300′ü aşkın göl olduğu düşünülüyor. St Petersburg merkezli araştırma enstitüsünden mühendisler, ilk kez bu tip bir göle sondaj yapmayı başaran ekip olarak tarihe geçti. Vostok adlı gölün tahminen 20 milyon yıldır dünyanın atmosferiyle temasa geçmediği açıklandı. Gölden alınan numunelerin Güney Kutbu’nun geçmişteki yapısı ve iklimi hakkında kilit önemde ipuçları vermesi bekleniyor. Aynı zamanda, buzların altında gömülü sıvı su kütlesinde ne tip canlı organizmalarla karşılaşılacağı da büyük merak konusu. Gözlemciler, Rus ekibin başarısını Kutuplar’daki en önemli keşiflerden biri olarak tanımlıyor. Sıcaklığın eksi 90 dereceye dek düştüğü bir ortamda çok zor şartlar altında çalışan Rus mühendisler, kilometrelerce kalınlıktaki buz tabakasının dibinde Lüksemburg’un yaklaşık altı katı büyüklüğünde bir gölün yattığını radarlarla tespit etti. Bu derinlikte suyun sıvı halde bulunması, daha derindeki kaya yatağının sıcaklığına ve üstteki buz tabakasının uyguladığı muazzam büyüklükteki basınca bağlanıyor. Milyonlarca yıldır atmosferle temasa geçmeyen göldeki mikroorganizmaların bu zaman zarfında dünyadakinden çok daha farklı bir evrim sürecine uğradığı ve yeni şekiller aldığı tahmin ediliyor. Numuneler üzerindeki araştırma, dünya dışında hayatın nasıl şekillenebileceği konusunda ipuçları verebilir. Şayet Vostok Gölü’nde canlı varlıklar bulunursa, Jüpiter’in buzla kaplı uydusu Europa’da ya da Satürn’ün yörüngesindeki Enceladus uydusunda da hayat olduğu varsayımı güç kazanacak.

Haber Detay

Değişik tümörler için tek ilaç

Tümörlerin, kendilerini tanıyıp yokedebilen bağışıklık hücrelerini bir tür ‘beni yeme’ sinyaliyle atlattıkları bulunmuştu. Bu sinyali susturan bir ilacın farklı kanserlere karşı etkili olduğu fareler üzerinde gösterildi, sıra insanda.

Kanser, vücut hücrelerinin kontrolden çıkıp hızla çoğalmaya başlamasıyla başlar. Ancak bu tip dengesiz hücrelerin çoğu bağışıklık sistemi tarafından yakalanırlar. Kontrolden çıkmış olan bu tümör hücreleri anormal özellikler gösterdikleri için, bağışıklık hücreleri bunları ‘yabancı’ olarak tespit edip yokeder. Ancak bazı tümör hücreleri, kendileri için faydalı DNA mutasyonları sayesinde bağışıklık sistemini atlatabilirler. Ölümcül kanser vakalarına işte bu tip mutasyonlar yol açar. Bu mutasyonlardan birini on yıl kadar önce Stanford Üniversitesi’nden biyolog Irving Weissman lösemili hücrelerde keşfetmişti. Weissman, lösemili hücrelerin CD47 adlı bir proteini sağlıklı hücrelere kıyasla daha fazla ürettiğini bulmuştu. CD47 proteini sağlıklı kan hücrelerinde de bulunuyor ve bu hücreleri bağışıklık hücrelerinden koruyorlardı. Araştırmacılar, CD47 üreten kanser hücrelerinin de bu avantajı kullanarak bağışıklık sistemi hücrelerinden korunduklarını göstermişti. Geçtiğimiz yıllarda Weissman’ın öncülüğündeki araştırma ekibi CD47 proteinini bloke eden bir antikorun (vücuda giren yabancı maddelere bağlanan bir savunma proteininin) etkilerini incelediler. CD47’nin bloke edilmesi bazı lenfoma ve lösemi gibi kan kanseri türlerinde iyileşme sağlamıştı. Ancak CD47’yi engellemenin başka kanserlere karşı da yardımcı olup olamayacağı belirsizdi. Nitekim farklı kanser türlerinin çok farklı mutasyonlara dayandıkları ve yüksek çeşitlilik gösterdikleri biliniyor. Geçtiğimiz hafta Weissman’ın grubunun ABD Bilimler Akademisi dergisi PNAS’ta yayınladıkları yeni bir araştırma CD47’nin bloke edilmesinin çok çeşitli kanserlere karşı yardımcı olabileceğini buldu. Weissman yaptığı açıklamada “Yeni araştırmamızda CD47’nin yalnızca lenfoma ve lösemilerde önemli olmadığını, diğer tüm kanser türlerinde de önemli olduğunu gösteriyoruz” dedi. Bu çalışmada araştırmacılar, tümör hücrelerini, CD47’nin bloke edildiği ve edilmediği iki farklı koşulda bir çeşit bağışıklık hücresi olan makrofajlarla aynı ortama koydu. Deney sonuçları, CD47’yi bloke eden ilacın olmadığı koşullarda makrofajların kanser hücrelerine müdahale etmediğini, ancak ilacın ortama eklendiği koşullarda makrofajların her türden tümör hücresini tanıyarak parçaladığını gösterdi. Daha sonra ekip, benzer bir çalışmayı kolay gözlemlenebilmesi açısından farelerin ayakları üzerine nakledilen insan tümörleri üzerinde yaparak, CD47’yi bloke eden ilacın farelere verilmediği durumlarda on fareden onunda da kanserin lenf bezlerine yayıldığını, ancak CD47’yi bloke eden ilacın verildiği on fareden yalnızca bir tanesinde lenf bezlerine yayılma gözlemlendiğini bildirdi. Ayrıca ilaç tedavisinin tümör boyutunda küçülmeye neden olduğu da gösterildi. Örneğin kolon kanseri görülen farelerde ilaç tedavisiyle tümör boyutunda anlamlı bir azalma gözlemlendi. Bir başka deneyde, göğüs kanseri görülen beş farede ilaç tedavisi sonrası hiçbir tümöre rastlanmadığı ve bu farelerde tedaviden sonraki dört ay boyunca da herhangi bir tümör gelişimi gözlenmediği bildirildi. Weissman bu bulguları, “Tümör gelişmiş bile olsa ilaç tedavisi iyileşmeye neden olabilir veya tümörün büyümesini yavaşlatabilir ve metastaza engel olur” diyerek özetledi. Science dergisinin konuyla ilgili haberine göre Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nden kanser araştırmacısı Tyler Jackson ise, çalışmanın ümit vaad ettiğini ancak aynı sonuçların insanlarda görülüp görülmeyeceğine dair daha fazla araştırma yapılması gerektiğini belirtti. Jackson’a göre bir diğer önemli soruyu da CD47 antikor tedavisinin, kullanılan diğer tedavi yöntemleriyle nasıl birarada sürdürülebileceği oluşturuyor. Örneğin kemoterapi gören bir hastada normal hücreler stresten dolayı normalden daha fazla CD47 üretmeye başladığında hastaya verilen CD47 antikorlarının beklenenin tersi bir etki yapıp yapmayacağı henüz bilinmiyor. Weissman’ın öncülüğündeki ekip bundan sonraki çalışmalarında Kaliforniya Rejeneratif Tıp Enstitüsü tarafından sağlanan 20 milyon dolarlık fon ile farelerde yapılan çalışmaları insan güvenliği testlerine tabi tutarak bu tedavinin insanlarda kullanılıp kullanılamayacağını anlamaya yoğunlaşacak.
Haber Detay

RASTGELE HABER BAŞLIKLARI

9